Kanada Gözlemleri…

Arada 10 saat olunca, ben çarşamba akşamından perşembenin gazetelerini okuyabiliyorum!

Youtube dan sabah-öğlen, Türkiye saatiyle akşam hatta gece yayınlanan dizileri izliyorum. Hem de reklamsız!
Hatta Türkiyedeyken yüzüne bile bakmayacağım dizileri izliyorum.
Mesela Öyle bir geçer zaman ki…

ıspanak! Ben ıspanak çok sevmem ama bu ülkede ıspanak inanılmaz güzel. Hani yeriz ve ağzımızda kekremsi bir tat bırakır ya, yok buradaki ıspanaklarda bu yok! Normalde kocam söylemeden pişirmeyeceğim ıspanagı şimdi BEN istediğim için pişiriyorum. Herkes mutlu!

Mısır! ben mısra bayılırım ama haşlanmışı değil, közde-mangalda hatta fırında pişecek – Cumartesi mısır aldık, adama çiğ yedittirir o kadar güzel
kızım bile yedi-Maşallah diyelim-

Kuşkonmaz yani asparagus. Her hafta yapıyorum. Ama öğrendim ki incecik olacak, altı kalın olursa altı ne kadar haşlanırsa haşlansın sertleşiyor. altı da inceyse 1 paketi tüketiliyor!

Her evde beyaz eşya alınmış koyulmuş, yüze 90 eski tip çamaşır makinaları,buzdolabı: Can sıkıntısı!!!
Fırın, ocak elektirikli

Anladığım kadarıyla yeni bir ev alırsanız da beyaz eşya içinde oluyor…

Anneler genelde çok rahat ama çocuklarda genelde çok sakin.

Pazartesi-salı günleri beraber vakit geçirdiğimiz arkadaşın (arkadaşım mı henüz bilemedim aslında)8 aylık oğlu kum yedi. Annesi gayet rahat ‘kaka yapınca çıkar, hep yiyor’ dedi…

Bu arada herkesin 2 çocuğu var. Sanırım yıllar geçtikçe sayı da artıyor!
Kizim dışında oyun grubunda tek çocuk olan başka çocuk yok! (sabırlı olmalarına ve gelecek kaygısının olmamasına veriyorum ben bu durumu)

Genelde bahçeli evlerde yaşıyorlar.

Bizdeki gibi her adım başı oyun parkı yok ama genelde her evin bahçesinde kendi parkları var!

Mısır süper demiştim 2 çeşit-şu ana kadar gördüğüm-
beyaz ve sarı. Sarı olan mısır gibi
beyaz olan süt mısırı gibi ama şekerli*sevmedimm*

Bizim apt da kapılar demir değil, kapıyı çekip çıkamıyorsun, illa kitleyeceksin!

Geçen cumartesi mangal aldık, küçüklerden. Biz kutudan çıkarıp pişirrdiriz etleri diye düşünürken gördük ki, mangalı da kurmak lazım. Vidaları,kullanım klavuzu ile kocam resmen mangalı kurdu.(yanımızda da tornavida yoktu ama yanımızdaki arkadaşlarda vardı Allahtan)

Kızıma oyuncak puset ve bisiklet aldık, onlarıda kurduk(hazır çıkmadı)
Ne alırsanız alın, büyükse ebatı, taşıma ücreti ödüyorsunuz. Yaklaşık 100 dolar. Ha arabama sığar, ya da kamyonu olan arkadaşım var diyorsanız ödemezsiniz. Bizim yok:(

2 Responses to “Kanada Gözlemleri…”

Leave a Reply

İstanbul’dan Kanada’ya uzanan yolda özetle yaşadıklarımız..

Herkese Merhabalar,

Uzunca bir süreden sonra tekrar foruma yazabiliyorum. Koşuşturmadan kafamı toparlayıp yazacak durumum bir türlü olmamıştı. O nedenle bu gergin vize bekleyişi ve yolculuk hazırlıklarından, Kanada’ya girişimiz ve gelişmelere kadar uzanan yolda yaşadıklarımı sizlerle paylaşabiliyor olmak son derece mutluluk verici Malum daha önceki yazılarımda vizeyi aldığımızı ve hazırlıklara başladığımızı belirtmiştim. Şimdi vizeyi aldıktan sonraki aşamaya devam ediyorum..

Efendim, annemle birlikte uçuş scheduleları ve fiyatlar konusunda bir araştırma yaptıktan sonra Lufthansa ile Frankfurt aktarmalı olarak Toronto uçuşu için 28 haziran tarihli biletlerimizi aldık. 1600 TL’ye geldi kişibaşı aslında daha ucuzunu da bulabilirdim belki ama öyle oldu.. İstanbul-Frankfurt (Lufthansa ile) Frankfurt-Toronto (Air Canada ile).

Gün belli olunca insanı bir burukluk kaplıyor.. ”Şu kadar gün sonra gidiyorum..” moduna giriyorsunuz. Özellikle İstanbul’da severek yaşayan benim gibi insanlar için herşey daha güzel gözüküyor Türkiye’de gitmeden önce.. Bebek Sahili’nde geziyorsunuz, Emirgan’dan manzarayı seyrediyorsunuz, arkadaşlarınız sizi uğurlamak için en sevdiğiniz yer olan Büyükada’da veda buluşması düzenliyor.. İnsanın hiç gidesi gelmiyor.. (çok özledim de çaktırmamaya çalışıyorum psikolojik olarak kendimi rahatlatmak için). Herneyse tüm bunlar olurken zaman su gibi akıp geçiyor tabi ve uçuş günü geliyor. Teyzem, dedem, kız arkadaşım ve annem o akşam bizdeyiz, ertesi sabah uçuyoruz. Teyzemle dedem Antalya’dan bizi uğurlamaya geldi. Herkeste bir burukluk.. Herşey hazır uyundu uyanıldı yola çıkıldı ve Beşiktaş’tan havaalanına doğru bir yolculuk başladı. Kız arkadaşım yanımda (aşırı üzgün, gözlerinin altı çökmüş ağlamaktan) gerçi ben de farklı değildim ama belli etmiyorum (erkekliğe leke sürdürmüyorum ) Abi yok böyle bişey yaa.. Teyzem radyoyu açtı ne çalsa beğenirsiniz.. İbrahim Tatlıses – AYRILAMAM. Yani anca bu kadar olur!! Zaten ayrılık psikolojisi dağıtmış ikimizi de bir de İbo çıkmış ordan çığırıyo ”Ayrılamam ellerinden, ayrılamam gözlerinden” diye. Yangına körükle gitmek dedikleri bu olsa gerek. Tabi teyzem durumu kestirip hemen değiştirdi kanalı Ya dededir teyzedir zaten 3-4 ayda bir görebiliyordum. Genelde ayrıydık o nedenle ayrılık o kadar etkilemedi de, 8 aydır hergün yanında olan kız arkadaşından ayrılmak koyuyo.. Gerçekten baya sarstı yani. Ben ki duygusal bi adamım harbiden etkilendim. Havaalanına girdik check-in’dir şudur budur derken gümrükten geçicez teyzem, annem, kız arkadaşım bi başladılar ağlamaya.. Yok böyle bişey.. Ben kendimi zor tutuyorum fln zor oldu ama ayrıldık.

Girdik neyse içeri uçağı bekliyoruz, uçağa kabul etmeye başladılar bindik. Bekle bekle uçak kalkmaz.. 10 dakika, 20 dakika, 40 dakika, 1 buçuk saat!!!! Yok kalkamıyoruz. Artık ne olduysa orada bir karışıklık oldu bir sürü uçak bizimle beraber sırada bekliyor, Bakırköy trafiğinden beter oldu Atatürk Havalimanı’nda uçak trafiği. İşin kötüsü de bizim uçak Frankfurt’a iniyor, hemen 1 saat sonra da Toronto uçağı kalkıyor. O aradaki aktarma süresi çok kısıtlı. Biz şimdiden 1,5 saat geriyiz!! Neyse nihayet kalkabildik. Ben bu arada uçakta bi sürü insanla tanıştım kimi Amerika’ya gidecek kimi Kanada’ya gidiyo bizim gibi. Bi kısmı citizen, bi kısmı TC Vatandaşı vizeyle gidiyolar. Abi indik Frankfurt’a içerisi kıyamet gibi herkes bişeyler öğrenmeye çalışıyo. Lufthansa açıklama yaptı Kanada ve ABD uçağı kaçtı diye. Aha dedim kaldık burda.. Bi sonraki uçak ne zaman? YARIN!! 20 saat sonra!!! Biz öylece kaldık napıcaz ne edicez diyoruz. Lufthansa görevlileri sorunun kendilerinden kaynaklandığı gerekçesiyle hotel masraflarını karşılayabileceklerini belirttiler. ”Biz size hotelinizi ayarliicaz, gideceksiniz kalacaksınız yarın da uçacaksınız” dediler. Eyvallah dedik biz de yapacak bişey yok. Kanada vatandaşı olan herkes rahat rahat çıktı bizi çıkarmadılar havaalanından dışarı. Neden efendim? Türk vatandaşıyız.. Dediler ki ”Gidin polise. Vize başvurusu yapın onlar size izin versin anca öyle çıkabilirsiniz”. Tamam dedik gittik. Bi tane nemrut suratlı adam duruyo deskte Alman Polisi. Gittim dedim böyle böyle biz Kanada’ya gidiyoruz ama uçak kaçtı fln. Adam ”oo öyle mi ya endişe etmeyin yarın gidersiniz” fln dedi. Sonra ben konuyu açtım hani hotelde kalmamız için vize almamız lazım sanırım dedim. ”Pasaportunuza bakabilir miyim?” dedi, verdim. Ya inanır mısınız adam gitti yerine şeytan geldi sanki. Bekleyin burda dedi içeri gitti. Biz de bekliyoruz tabii… Geldi 2 dakka sonra ”Vize veremeyiz” dedi. NEDENN???? ”Ben şefimle görüştüm müsade etmedi, vize veremeyiz!!” Allah Allaahhh…. Ya kardeşim arıza mısın?? Versene müsade de gidelim hotelde kalalım. ”NEIINN!!!! VEREMEYIZZZ!!!!!” Tövbe tövbee… Zaten sevgilimden ayrılmışım İstanbul’dan ayrılmışım tepem atık bi de karşımdaki adama bak.. E napıcaz peki? Gidin orda koltuklarda yatın diyo this is your problm diyo. Dedim ki ya sevgili dostum tamam ben istemiyorum bari anneme müsade edin o gitsin kalsın hotelde. 47 yaşında kadın nasıl sandalye üstünde koltukta bilmem nede yatsın.. ”NEIINN!!!” Neyse anneme tercüme ettim böyle böyle diye ben İngilizce konuşuyodum o sırada. Annem başladı Almanca konuşmaya. ”Ben 15 sene Almanya’da kaldım. Çocukluğum Krefeld’de geçti. Orada okudum. Ülkenizde kalmak istesem zaten kalır, kesin dönüş yapmazdım ailemle vakti zamanında. Bugün niçin vize vermiyorsunuz? Neden bize böyle davranıyorsunuz?” Adam: ”NEIIINNNN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!” Adam Türk düşmanı çıktı yaa!! Pasaportu verdik zaten ay yıldızı gördü çıldırdı!! En son annem de çıldırdı başladı bağırmaya çağırmaya. ”İnsan olsanız zaten böyle davranmazsınız. Kendinizi ne zannediyosunuz???? Bundan sonra sizin adam yerine koyarsam.. fln..” (Kesinlikle hak veriyorum, ırkçı bi tutumdu sergiledikleri, annemi sakinleştirmeye çalışsam da ben aslında saldıracaktım zor tuttum kendimi) Velhasıl Canada Passport taşıyan dostlarımız gittiler Frankfurt’u gezdiler, rahat rahat otellerinde kaldılar, biz öylece havaalanında kaldık. Terslik bu ya.. Telefon da çalışmıyor.. Kimseyi arayamıyorum haber veremiyorum. Neyse kontör aldım da herkesi aradım haber verdim böyle böyle oldu diye (acayip kazık, 10 euroluk alıosun kontör hemen bitiyo) herkese haber verdikten sonra annemle kendimize biyer bulduk. Bi masa, yanında yiyecek içecek otomatı, bikaç tane koltuk.. oturduk oraya bekliyoruz. Annem çıkardı örgüsünü örgü örüyo, ben çıkardım laptobu muhteşem yüzyılı seyrediyorum 😀 (daha önceden hard disc e atmıştım belki izlerim diye, fena dizi de değilmiş hani..) Biri örgü ören, diğeri dizi seyreden iki tane anne oğul Türk bizi gören geldi.. Kadınlar annemin örgülerine bakıyo fln. Öyle sabahı sabah ettik. Ertesi gün Air Canada değil bu sefer Lfthansa uçağı geldi tekrar. Toronto’ya doğru yola çıktık.

VEEEEEEE UZUUUN BİR YOLCULUKTAN SONRA TORONTO’YA İNİLİR….. :):):) Ya o Toronto sanki bana kendi memleketim gibi geldi. Görevliler güler yüzlü.. Herkes gayet olumlu gözlerle bakıyo, nemrut suratlı polis yok.. Acayip pozitif bi enerjisi var o havaalanının. 2 tane deskte durduk birinde vizeye baktılar, diğeri de immigration dı sanırım işte COPR belgelerini imzaladık. Ben fotoğraf olayını sordum hani yeni PR kartlara göre mi değil mi vs diye (ki özellikle biometric yaptırdım). Adam sorun diil ya biz zaten bunu scan ederiz ebatı uymazsa da uydururuz dedi. Ben de oo süper dedim Ya herşey o kadar kısa sürdü ve o kadar kolaydı ki.. Herkes yüzümüzden anladı heralde yol yorgunluğundan bitkin düştüğümüzü hemen postaladılar bizi.. Zaten iki yerde de az bişey kuyruk vardı, kuyruk da fazla zaman almadı. En son bavulları aldıktan sonra biryerden geçtik işte ”Yanında ne kadar para var?” fln gibi sorular soruyolar. Ben ne sorduysa söyledim. Hiç ”Bakalım kontrol edelim” fln bile demedi. OK dedi geçti. Ardınızdan gelecek olan eşyalarınız var mı dedi. Ben de şimdilik yok dedim. İyi olursa buraya gelin burda işlemini halledelim dedi (sanırım newcomers için vergi almıyorlar ya ondan bahsetti de o sinir harbinden sonra hiçbişey anlamadım) ordan da çıktıktan sonra herşey tamamdı artık Kanada’ya ayak basmıştık Annemin eşine telefon edip söylemiştim bizim ne zaman geleceğimiz belli olmaz burda uçaklarda sıkıntı var en iyisi biz kendimiz gelelim eve, almaya fln gerek yok diye zaten. Hemen atladık bi taksiye dooooooğru Hamilton’a. Ya etrafa bakıyorum.. Hiç bi estetik yok yaa adamlar herşeyi ihtiyaca göre yapmış sanki, estetiği hiç sallamamışlar. Neyse eve ulaştık kendimizi eve bi attık. Bi süre inanılmazdı zaten yaa.. Artık gelmiştik hep beraberdik. Nemrut suratlı adam Almanya’da kalmıştı. Form doldurmalar, beklemeler fln hepsi geride kaldı… Artık hep beraberdik yani.. Bu gerçekten çok mutluluk vericiydi.. Tabi ben durur muyum?? Bavulu fırlatıp iki dakka oturduktan hemen sonra fırladım sokağa.. Sokak bomboş diyebiliriz. Pek insan yok tek tük belki bikaç kişi.. Dükkanların çoğu kapalı.. Sadece Tim Hortons dikkatimi çekti, gittim bi kahve aldım bi blueberry fritter aldım şöyle bi gezindim döndüm eve. Sordum hani bugün sayım fln mı oldu neden kimse yok sokakta diye. Meğer her zamanki haliymiş Enteresan yaa.. Bizim gibi İstanbul’da dolu dolu yaşayıp da buralara gelen insanlar için ilginç oluyo. Neyse o gün dinlenip gırgır şamata muhabbetten sonra nasıl uyudum hatırlamıyorum. Ertesi sabah hemen google earthten baktım yakınlardaki parkları tespit ettim. Hemen uyandırdım bizimkileri dedim kalkın kalkın kalkın parka gidiyoruz parklar güzeldi. En azından şehrin doğal atmosferi hoş.

Tr’deyken araştırmıştım zaten eğitime hangi okulda devam etmeliyim konusuna. University of Alberta takıntım başlamıştı. Evet Hamilton’a uzak.. Ama pis taktım. İstanbul’daki üniversitemin rektörü burada eskiden görev yapmakta olduğu University of Alberta’ya benim adıma referans yolladı. Kendileriyle uzun süredir yazışıyorum. Bu okul meselesine kalktık Alberta’ya geldik annemle. Burada tanıdıklarımızın yanında kalıyoruz şimdilik. Ben okula yerleştikten sonra Annem Ontario’ya dönecek. Ben burada kalacağım. Alberta’ya en sonunda bugün başvurumu yaptım bakalım kabul edilecek miyim edilmeyecek miyim belli değil. Duruma göre bakacağız. Şu anki durum aslında net değil o nedenle şu an konuyla ilgili pek birşey paylaşamıyorum. Ama bir gerçek var ki Sayın Excellans hem bilgisiyle hem manevi desteğiyle her zaman yardımcı oldu ve hala da oluyor. Kendisine çok teşekkür etmek istiyorum. Vize aşamasından bu yana her türlü sorunumuzda yanımızda oldu gerçekten Allah razı olsun yani.

Okul olayını netleştirdikten sonra detayları tekrar yazıcam Şimdilik müsadenizle bu kadar

@Doruk Abi

Abi bayadır foruma giremedim farkındayım biraz hayırlısızlık ettim ama beynim allak bullak o nedenle yazamadım kısmetse bi rahata ereyim hepsini telafi edicem Kendinize çook iyi bakınız. Selamlar…

Saygılarımla..

One Response to “İstanbul’dan Kanada’ya uzanan yolda özetle yaşadıklarımız..”

  • kenzo33:

    Barış harika bir yazı yer yer çok güldümm 🙂 sizin gibi böyle gidip görenler bu şekilde yaşadıklarını paylaştıkça ben gibi arkalarından gelecek kişilere gerçekten hem moral hem de yol göstermiş oluyorsunuz tşkler…

Leave a Reply

Kanada’da Is arama Is bulma

Kanada’da Is Aramak

Ben Kanada’ya gelmeden once Turkiye’den resumemi sirketlere gondermeye basladim. is tam uygun olsun olmasin, genel bir kapak yazisi ve ve genel bir resume ile basvurabildigim kadar yere basvurdum. Turkiye’de iken yaklasik uc dort tane telefon mulakati yaptim. Amacim is bulma sansim olup olmadigini anlamak ve tecrube kazanmakti. Bu sekilde is buldum mu? Aslinda buldugum islerden biri bu sekilde oldu. Gelecegim hafta email ile benimle irtibata gecmislerdi. Geldikten sonra Kanada telefonumu email attim. Ongorusme yaptilar (ben BC’deyim ve beni arayan sirket Ontario’da). Bir kac gun sonra online bir sinava tabi tuttular. Sonrasinda referanslarimla gorustuler ve son bir mulakat daha yapildi. Sonra da resmi olarak is teklifinde bulundular. Iki hafta gibi cok kisa surede mulakat sureci tamamlanmis oldu. Adamlar bu islemleri yaparken, benim Kanada’daki statumden cok da bir haberdar degillerdi. Aslinda ayni isi Turkiye’den bile bulma sansim olabilirdi. Eger Turkiye’den, Kanada’da bir ise bakiyorsaniz ve cok nadir bulunan bir ozelliginiz var ise Kanada’da ozellikle o tip islere bakarsaniz, is bulma sansiniz olabilir. Bunun icin biraz sansa da ihtiyaciniz olacaktir. Eger bulabilirseniz, ilgili kisilerin telefonlarini bulup telefon da acabilirsiniz.
Eger gelip burada is aramaya basladiysaniz, benim tavsiyem, devlet destekli is bulma kurslari var. Size sadece resume yazmayi ogretmiyorlar. Resume yazmak kursta ogretilen onca basliktan sadece bir tanesi. Kursta size, kendinizi nasil on plana cikarabileceginizi, isin nerelerde aranmasi gerektigini ogretiyorlar. Ben uc ayri is bulma ajansina gittim. Bir tanesi gocmenlere yol gosteren bir yerdi. Her birinden de farkli seyler ogrendim. Bir tanesi, ozel bir sirket, ama parasini devletten alan ve musterilerinden para almayan bir kurum, uc gun boyunca tum gun ders verdi. Sonrasinda ise haftanin uc gunu sabahtan oglene kadar daha gelismis kurs verdi. Su anda calistigim isi bulmamda ne kadar faydasi oldu bilemem ama Kanada’yi tanimama, arkadas edinmeme, guven kazanmama cok faydasi oldu diyebilirim. Benim bakis acimla, pazarlama dersi verdiler. Ne yapacak olursam olayim, o kursta ogrendiklerimi bir cok alanda kullanabilirim. Bu kurslara gidecek olursaniz zaten ogreneceksiniz ama is arama ile ilgili bir kac ekleme yapayim. Dunyanin her yerinde oldugu gibi burada da insanlar onceden bildigi insanlarla calismayi tercih ediyorlar. Bunun sonucunda, kimin neyi daha iyi bildigi degil, kimin daha cok insan tanidigi one cikiyor. Buna da networking diyorlar. Surekli olarak, calismak istediginiz alandaki topluluklari, toplantilari takip edip, bunlara katilmanizda fayda var. Burada tanisacaginiz bir iki kisinin size cok faydasi olabilir. Aslinda en cabuk bu sekilde is bulabileceginize emin olabilirsiniz. Aslinda en cabuk bu sekilde is bulabileceginize emin olabilirsiniz. Bunun detaylarina sonra gelecegim.

3 Responses to “Kanada’da Is arama Is bulma”

  • adnan:

    merhabalar taner bey, ben 27 yaşındadım ve elektrik ustasıyım,(mesleki ehliyetim yoktur) ağırlıklı olarak avmler, ofis, hastahane, villa gibi büyük yapılarda çalıştım, iş amacıyla kazakistan, azerbaycan ve ırak’ta bulundum. kanadaya gelmek istiyyorum bu konuda yardım alabileceğim bir kuruluş yada birim varmıdır acaba. mutlu günler dilerim. olumlu yada olumsuz bir mail gnderirseniz sevinirim.

  • menekşe sabancı:

    merhaba taner bey ben 69 doğumluyum bende kuaförlük işi yapıyorum bende kadaya gitmeyi istiyorum iş için banada yardımcı olursanız sevşnşrşm şimdiden ilginiz için tşklr benim orda annem ve babam oğlum kardeşim var banada yardımcı olun tşklr olumlu ve ya olumsuz açıklamalarınızı istiyorum maillime yazarsanız sevinirim tşklr

Leave a Reply

Secimden Kisa Kisa

Kime oy verecegini bilmeyenler icin
http://www.cbc.ca/news/politics/canadavotes2011/votecompass/
buradan Kanada’nin politikalari hakkinda yorum yapip, kime oy vermeniz gerektigini ogrenebilirsiniz.
Biraz onceki yazimda yazmadigim ve cok onemli oldugunu ogrendigim bir konu daha var.
Quebec eyaletinin partisi olarak gorulen BQ, Quebec eyaletinde buyuk bir yenilgiye ugramis gorunuyor. Zaman zaman ayri bir ulke olmak isteyen Quebec icin cok onemli bir sonuc.

Ayni sekilde NDP’nin 30’lardan 100’lere cikmis olmasi cok onemli bir basari olarak goruluyor.

Leave a Reply

Kanada’da Bugun Secim Vardi

Kanada’dan secim izlenimlerimi sunmak istiyorum. Sistem ve partiler hakkinda cok bir fikrim yok ama Turkiye’ye benzedigini soyleyebilirim. Pasifik saati ile saat aksam 8 ve Conservative – Muhafazakar parti cogunlugu alarak kazanacakmis gibi gorunuyor. Secim gunune kadar ayni parti azinlik hukumetini yurutuyordu. Eger yanlis bilmiyorsam, muhalefet partileri butceyi onaylamadigi icin secime gidildi.
Kanada’ya yeni gelen birisi olarak, herhangi bir parti hakkinda yorum yapmam pek mumkun degil. Isteyebilecegim sey, saglam bir hukumet olur simdilik. Ben kendime gore degisik yorumlar yapacagim. Bana ilginc gelenler;
Bati Kanada’da bir kac bolgede Asyali sari irk ile Hintliler kapisiyor.
Asyali ve Hintli aday sayisi hic de azimsanmayacak kadar fazla.
Bazi Hintliler SIH dedigimiz gruba benziyorlar.
Oy verme islemi, benim yasadigim bolgede bir kilisede yapiliyor.
Oy verme islemi benim bekledigim gibi teknolojik falan degil. Kapali bile sayilmaz. Onune karton konmus bir masada oyunuzu verip cikiyorsunuz.
Kanada’yi secime surukleyen ikinci siradaki parti, ucunculuge geriledi.
Secim oncesi, secim otobusu, secim davulu zurnasi, silahi, gurultusu falan duymadim.
Bir kac evin bahcesinde XXX kisisine oy veriniz tabelasi disinda sokaklarda bir sey yoktu.
Secim konusunda kimse heyecanli degil.
Hokeyi secimden daha cok konusuyorlar.
Gelismis ulke olmanin guzelligi, kim gelirse gelsin ulke kisa surede cok degismiyor.
Bu yuzden de insanlar cok da politika konusmuyor sanirim.
Televizyon reklamlarinda partilerin, diger parti liderini kotuleyen reklamlari burada normal sayiliyor. (Aslinda bizim icin kotuleme denen sey, burada gercekler olarak karsilanabiliyor)

Uzun sure burada kalan, hatta oy kullanan kisiler varsa yorumlarini ve yazilarini beklerim.

Leave a Reply

Kanada’dan Kısa Kısa İzlenimler

Geleli iki ay oldu ve gerçeği söylemek gerekirse iş aramaktan başka bir şey yapmadım. Bir ailenin yanında kalıyorum. Bütün izlenimlerim bu küçük alana dayanıyor ve eminim herkesin çok farklı izlenimleri vardır. İyi ve kötü izlenim diye ayırmıyorum. Gördüğüm herşeyi yazıyorum. Ne kadar çok yazı olursa o kadar çeşitlilik olur. Siz de yazın.

Sokaktaki insanlar çok fazla marihuana içiyorlar. Otobüs durağında hemen her zaman içen birini görüyorum.
Şehir merkezinde bir sürü evsiz ve dilenen insan var.
Dilenci bile olsa çok nazikler.
Otobüse binerken şoför teşekkür ediyor.
Otobüsten inerken de yolcular teşekkür ediyor.
Çöp toplama işi bir kişi ile el değmeden yapılıyor.
Çöpünüze koymamanız gereken bir madde koyarsanız (Elektronik, pil vs.) ceza alıyorsunuz.
Çöp kamyonu şoförleri cezayı hemen yazmıyor ama yakında kamy0nlara kamera koyacaklarmış. Bu şekilde cezaları merkezden kamyon şoförünün insafına bırakmadan hemen yazacaklar.
Tuvaletlerde taharet musluğu yok (bunu neden kimse yazmaz anlamam).
Bebekler ve okul öncesi çocuklar için çok güzel programlar var.
Kütüphanede bebeklere ve çocuklara ayrı ayrı saatlerde hikaye okuma saatleri var.
Boys and Girls Club adı altında gene benzer etkinlikler var.
Hava 13 derece ve azıcık güneşli olunca çıkıp güneş yağlarını sürüp güneşlenen insanlar var.
Ağaçlarda sincaplar yaşıyor (bizim bahçedeki ağaçta bir tanesi konuşlanmış durumda)
Sokak hayvanı (kedi köpek) yok. Sokakta bir hayvan varsa %99 birisine aittir.
Uçakla (Cessna tipi) 20 dakikalık tur 99 dolar.
Alerji ve çevreye duyarlılıkları hızla artıyor.
Bir çok yerde parfüm sürülmesi istenmiyor (Alerjiden dolayı).
İş mülakatlarında yaş, ırk, aile ve ne kadar süre Kanada’da kalındığının sorulması yasal değil.

Daha yazacak çok şey var ama aklıma geldikçe ekleyeceğim. Parfüm konusu bana Türkiye’ye gelen bir basketbolcu ve bir rock grubunun Türk insanının kötü kokması ve parfümden haberi olmamasını eleştirmesini hatırlattı.

3 Responses to “Kanada’dan Kısa Kısa İzlenimler”

  • doruk:

    Merhaba, taner3.. Umarim en kisa zamanda is bulursunuz.
    Yazdiginiz detaylar cok guzel.. Bende bikac sey eklemek isterim..Tuvaletlerde taharet muslugu olmamasini bende garipsemistim. Sonra dusundum ki o soguk suyun aniden temas etmesi hic hos olmazdi sanirim. Genelde insanlar dus oncesi kullaniyor yada benim gibi bebisler icin kullanilan islak mendil kullaniyor :):)

    Otobus soforlerini burda begenmiyorlar, ancak ben bayildim. Dediginiz gibi cok kibarlar yada bizimkilere gore.
    Sincaplar bizdeki kediler gibi heryerden cikiyorlar. Burdakilere, bizim ulkemizde kediler sizin sincaplar gibi ozgur her yerde rastlayabilirsiniz diyorum, saskinlikla bakiyorlar. Kepi kopek hersey serbest bizde 🙂

    Burda kedi ozellikle kopek besleyen bir suru aile var. Parklarda bahcelerde kopekleriyle oynuyorlar.

  • taner3:

    Merhaba Doruk
    Tesekkurler. Ben de is bulabilmeyi umuyorum.

    Dediginiz gibi kimisi dustan once kullaniyor.

  • Evet bizde kedi köpek serbest ama tavşan, sincap, rakun pek göremezsiniz günlük yaşam alanlarında. Ben bir keresinde koskoca bir inek görmüştüm Beşiktaş’ın orta yerinde ama o başka… 🙂

    En çok bu gülümseme selam verme durumları beni şaşırtmıştı hatırlıyorum. Herkes tanıdık tanımadık hal hatır soruyor yolda, sokakta, otobüste… Her an tanımadığınız biriyle bir sohbete başlayabilirsiniz… Bizde insanlar birbirlerine çekinerek bakarlar. 🙂

    Biz de ilk başta yadırgamıştık tuvaletleri ama sonra bilmiyorum nasıl oldu ama alıştık.

    Umarım bir an önce iş bulursunuz. Küçük yerlerde iş bulmak daha koay diyorlar ama bilemiyorum, bir bakmak gerek. Kolay gelsin…

Leave a Reply

Amsterdam Seattle ve Kanada’ya Giris

Uçuşlarınız arasında ne kadar süre oldugu cok onemli. İki saatten kısa ise, bir sonraki uçuşu kaçırmanız muhtemeldir. Kısa olsun diye bekleme süresi iki saatten az olan uçuş seçmemek lazım (benim donus bu sekilde maalesef). Neyse donup donmeyecegimiz belli degilken ne oldugu onemli degil. Uykusuz bir 30 saat gecirdim (o kadar degil ist amsterdam arası yarım saat uyumusumdur. Simdilik bu kadar olsun. Tekrar Seattla’da gorusmek üzere.

Hala ucaktayız. Ucus süresi 12 saate cıkıp yarım saat rotar yapıp, Seattleda bavulunuzu alıp tekrar checkin yapacaksınız diyince kaldık yolda dedim. Neyse ucus gorevlilierine sorunca o kadar da sorun olmayacagı anlasıldı. Yer seciminde isabetli karar vermisim. Ucagın onu hınca hınc dolu. Biz sanki business ucuyoruz. Herkes koltuklara yatmıs. Bilgisayarın pili bitiyor. Tekrar gorusmek üzere.

Evet ucaktaki yerimi ayarlamadan once ucaklardaki en iyi koltuklar diye bir arama yapmıstım. Yerlerimi ona göre sectim. Bir site fena olmayan bilgiler veriyor. Hangisi kaydetmedim ama gene bulunur nasıl olsa. Delta umdugum kadar kotu de cıkmadı. Kuzey Amerika etkisi hemen hissediliyor. (Fıstık, kocaman icecek bardakları ve icecege hemen buz atma)

Seattle havaalanına vardık. Ülkeye girişim, uçağa binişimden çok daha kolay oldu. Transit bile olsanız ABD’ye giriş yapıyorsunuz. O yüzden vizesiz transit olmanızı tavsiye etmem. Bir sürü aktarmalı havaalanı metrosu yolculugundan sonra uçağımın olduğu kapıya geldim. Burada free internetin keyfini cıkardım. Önce payphone diye bakıyordum ama sonra bedava internet çok güzel geldi. TR’ye haber verebildim sonunda.

Buradan uçağa binmek çok kolay oldu. Pasaport kontrolünü uçağa biniş görevlisi yaptı. Geri dönmeyeceğim için de ABDnin zımbaladığı I94 formunu çıkardı.

Horizon Air pırpır uçağı ile (pervaneli ama rahat uçak) yola çıktık. Uçak dolmuş gibi ve çok keyifliydi. Tabi yolculugun sonuna varıyor olmanın keyfi etkiliyor olsa gerek.

Vardığımızda herkes kendi önündeki sıra boşalmadan uçaktan çıkmamaya gayret etti. Bavulları da iki ayrı yerden alıyordu herkes. Meğer uçağa binerken de verebiliyormuşsunuz. O zaman daha hızlı alıyorsunuz. Neyse bavulları bekledik. Ben en sona kaldım. Dokümanlarımı verdim. Kontrol ettiler. Sanırım numarasından vs. doğruluğunu kontrol ediyorlar. Bir iki soru sordular ve işlemim 10dk sürdü. Resmi olarak Kanada’ya ayak basmış oldum.

Ev sahibim aldı beni havaalanından. Önce USDleri CAD yaptık (özellikle iyi rate verecek yere götürdüler). Sonra eve geldiğimizde yemek yedik sohbet ettik. Ev sahibim çok iyi çıktı şansıma. Bavuldan bir şeyleri bulamayacağımı düşünerek havlu vs gibi bir sürü eşyayı da teklif ettiler. Bunun dışında, uçaktan gördüğüm kadarıyla heryeri orman olan gölün çevresi bir yerleşim yeri. Doğa olarak harika görünüyor. Umarım insanları da öyledir.

Ertesi gün. Sabahtan çıkıp SIN numarası alacağım. Services Canada’ya gittim. Sıra yok denecek kadar azdı. Belgelerimi verdim ve SIN istediğimi soyledim. 20dk kadar bekletip alacaklarını söylediler. 15 dk kadar sonra aldılar. Adresimi de aldıktan sonra SIN numaramı verdiler. Peşinden bankaya gittim. Banka olayında Sn. Excellans’a sonsuz teşekkürler. Gerçekten söylemese bilemeyecektim. ScotiaBank yeni göçmenlere banka hesabı açarken kredi kartı veriyor (alabilmek biraz zor). Hesaptan transaction (debit kart kullanma) parası alıyorlar. Bunu belli bir süre almayacaklar. Bu da yeni göçmenlere verilen bir hizmet. Hesap açmak bir saat sürdü. Biraz da Cuma öğleden sonra olmasının etkileri diyorum. Kızcağız da yazık hafta bir türlü geçmedi diyordu. Gayet ilgili ve güleryüzlülerdi. Bankaya ikinci gidişimde gişede bir bayan gideceğim yeri kolay bulup bulmadığımı sordu (kendisine tarif sormuştum). Ilk gunum de boyle gecti.

Leave a Reply

Kanada’ya Yolculuk – Istanbul Amsterdam KLM Havayollari

KLM ekibi cok sevimli ve yardımseverdi. Kahvaltı dedikleri sey THYnin ic hat ucusunun yanından bile gecemez. Ama iyi yemek isteseydim iyi restorana giderdim. Benim icin varacagım yere rahat gidebilmek onemli ve yedigim yemegin kalitesinin onemi ust siralarda sayilmaz.

Amsterdam havaalanı cok buyuk bir yer. Ayrıca inanılmaz kalabalık. WClerde yer yok. Bir üst kat gördüm ve kimsenin olmayacagını tahmin edip cıktım ve WC işimi orada hallettim. WC, TRdeki havaalanına göre daha kalabalıktı ama en azından Amsterdam Schipol icin boş sayılırdı :).

Bir kere Kanada’ya ilk defa geleceklere ABD üzerinden gelmelerini tavsiye etmem. Ucaga binmek iskence. Sebebini bilmiyorum sadece tahmin ediyorum ama benim ucaga binmem yarım saatten fazla sürdü. Uçağa binerken sorguluyorlar ve beni sorgulayan adamın Kanada’dan haberi falan yok. Aynı soruları sorup durdu. Sonra supervisorıma danısacagım diyip gitti. Immigration ne demek bilmiyor. Kanada ile ilgili dokumanlara karsi tam fransiz. Ne oldugundan, ne ise yaradigindan habersiz.  Bir sürü doküman istedi. Kalacagım yer vs vs vs. Kimi tanıyorum. Ne zaman donecegim. Calısıyor muyum? Neden gidiyorum. Neden goc ediyorum. tam olarak hatırlamadıgım bir sürü soru sordu. ABD ucaklarına herkesi sorgulayarak alıyorlar. Herkese aslında sadece bavulunda ne oldugunu soruyorlar. Bu adamin tecrubesizligi ve benim yalniz seyahat ediyor olmam sanirim bu sureyi uzatti. Cunku adam her cevabimi gitti supervisorim dedigi bir kadina danisti. Neyse bu satırlar Delta ucagında kalkıştan hemen once yazıldı. Deltanın cok iyi bir havayolu olmadıgı biliniyor ama su anda en ucuz ve kısası benim icin bu idi. O yüzden bunu tercih ediyorum. Bakalim ucusum nasil gececek?

Leave a Reply

Kanada İçin Yolculuk Bileti Almak

İyi dilekleriniz için teşekkürler. Bileti, expedia ve ekobilet, ucuzabilet sitelerinden takip ettim ama Delta Havayolları’nın kendi web sitesinden aldım. Yaklaşık 20Euro kadar daha ucuza gelmiş oldu. İkinci ucuz bileti tercih ettim çünkü en ucuz biletin duraklama süreleri çok uzundu (6’şar saat). Benim tek sorunum İstanbul’a ulaşımım olacak ne yazık ki. İstanbul’dan uçağım sabah 6’da kalkıyor ve şansımıza karın en yoğun olduğu gün (havadurumuna göre). İstanbul’dan toplam seyahat sürem ise 21 saate yakın. Uçuş dışında bavul toplamak çok zor bir işmiş. Bir yere tatile veya benzer bir amaçla gidiyor olsam iki parça alır giderdim ama şimdi yerleşmek için gittiğimden mutlaka işime yarayacak eşyalarımı almaya çalıştım. Zavallı kayınvalidem, üç kere bavulu boşaltıp tekrar hazırlamak zorunda kaldı. İlk bavulda havayollarının limiti olan 23kg’a ulaşamadık. Eşyaların yarısından fazlası dışarıda kaldı. Biz elimizdeki eski bavulları kullanalım ve ihtiyaç olursa Kanada’dan bavul satın alalım diyoruz. İkinci kez bavulu ne kadar eşya ne kadar ağırlığa ulaşıyor diye tartmak için hazırladık. Gömleklerim, bornoz, havlu vs gibi bir sürü eşyayı koymadan bavul 24kg oldu. Bu sefer ben oturdum eşyalarımı tek tek ayırdım. Aslına bakarsanız eşyaların yarısını son bir kaç yıldır hiç kullanmamışımdır. Ama gene de götürmek istiyor insan. Eşyaların yarısına yakınını çıkardım ve başka bir bavula yerleştirdim. Gerekirse kargo ile gönderilecek ikinci bir bavul hazırlamış olduk. Şu anda bavulumu 22kg’a ayarladım. Ha unutmadan bir kaç tane vakumlu poşet alıp, kalın eşyaları bu poşetlere koymayı tercih ettim. Şu anda hala yıkanıp konacak havlu mavlu gibi bir kaç eşya var. Delta havayolları bavulunuz standardın dışına çıkarsa, konturda iyi miktarda bir para alıyor (web sitesinde yazıyor). Ama 23Kglık ekstra bir bavul hakkı satın almak 55Euro.

Bu maceranın devamı az sonra…

Leave a Reply

Ben bugün Kanada ile ilgili bunu öğrendim…

Bu kategoriyi Sayın Ekselans’tan aldığım ilhamla açtım. Farklı bir yer, farklı bir ülke olunca gittiğimiz/gideceğiz yer, neler nelerle karşılaşabileceğimizi de bilemiyoruz herzaman elbette.

‘Ben bugün Kanada ile ilgili bunu öğrendim…’ kategorisinde bizim kültürümüzden farklı bilgilerin paylaşılması dileğiyle…

Ben bugün ‘Freezing rain nedir?’ onu öğrendim!

Not: Bu video,Kanada’da her sabah yaşanabilecek bir durum olan Freezing rain olayının Avrupa’dan canlı bir örneğidir.

Freezing Rain

12 Responses to “Ben bugün Kanada ile ilgili bunu öğrendim…”

  • webumut:

    Merhaba sitenizi severek takip ediyorum Sık kullanılanlara ekledim.

  • öztekin oto:

    İyi hazırlanmış internet sitesi yapmışsınız tebrikler.

  • Turk:

    Videoda gösterilen yer hiç mi hiç kanadaya benzemiyor.
    1. neden: Sarı araba plakası ben görmedim (en azından Alberta eyaletinde)
    2. neden: Gösterilen yerin civarında hiç pick up truck yok

    Daha çok hollanda gibi geldi bana

    • Sayın Turk merhaba,
      Zaten paylaşan kişi Bu video Kanada’dan, Kanadadır vs. diye bir bilgi vermemiş. Sadece Kanadada her sabah yada günün her saatinde karşınıza çıkabilecek olan Freezing rain hakkında bilgi vermiş. Yorumunuzu anlamsız buldum kurusa bakmayın.

    • Sayın Turk,
      Kanada’da her sabah yaşanabilecek bir durum olan Freezing rain olayının Avrupa’dan canlı bir örneği.

  • mp3 dinle:

    blogunuz çok güzel fakat temada üst kısımda bir hata veriyor ve sayfa tam olarak açılmıyor.bilginiz olsun istedim

  • mp3 dinle:

    Sitenizi google reader’a ekledim vakit buldukça takip etmeye çalışacağım

  • şarkı dinle:

    merhabalar sitenizi gezerken üst tarfta hata gördüm ve bazı bölümler açılmıyor. sitniz çok güzel olmuş ancak şu hataları düzeltirsenizdaha güzel olacak.

  • baris_antalya:

    Abi teknik şudur ki,

    Kaymaya başladığınızda frene abanmayınız. Frene yarım yarım ayağınızı basıp çekerek yavaşlayınız. Zira bu durumda aracın kontrolünü elinizde tutabilirsiniz.

    Nacizane (denenmiş, sınanmış) önerimdir 🙂

    Çok teşekkürler paylaşım için.

  • ahkiahvah:

    Kanadada bugun ne ogrendim demiyim de onun yerine 3 yilda ne ogrendim diyeyim.

    – Issizligin ne demek oldugunu ogrendim
    – Kucule kucule kucucuk kalmayi ogrendim
    – Irkciligin daniskasini ogrendim
    – Pahaliligin tepe noktasini ogrendim
    – Rezil rusva olmayi ogrendim
    – Pisman olmayi ogrendim
    – Turkiyemin kiymetini ogrendim…

Leave a Reply